PEYNİR KREMALI PASTA





Yine Ömer’in gittiği doğum günü partisinden süt alerjisi yüzünden yiyemediği pastayı sayıklaması ile başladı her şey… Sütsüz yoğurtsuz bir pandispanya keki ile güzel bir pasta oldu.. Kremasını ise peynire alerjisi olmadığı için bildiğimiz labne peyniri ve pudra şekerinden yaptım. Pişirmeden hem de o kadar pratik ki tadına da herkes bayıldı! Misafirlerinize bile ayak üstü hemen pasta yapabilirsiniz! bu arada bu pastanın minklerinden yaparsanız sunum açısından daha şık durur. minik top keke kalıplarına dökebilirsiniz mesela.. arasına da istediğimiz mevsim meyvesini! biz muz tercih ettik bakalım beğenecekmisiniz!
Süsleme yapamadım malum alerjimiz var ama siz çikolata ya da krema ya da mevsim meyveleri ile üzerinin de süsleyebilirsiniz! çikolata sosu da güzel olur..


Oyuncular:
pandispanya keki için;
4 yumurta
yarım su bardağı şeker (esmer şeker kullandım)
yarım su bardağı unu    (tam buğday unu kulladım)
1 paket vanilya

krema için;
1 paket labne
2 bardak pudra şekeri 


Senaryo;
kabartma tozu olmadığını fark etmişsinizdir tarif de.. gerçekten puf puf sünger kek yapmak istiyorsanız yumurta sarı ve beyazlarını ayırmanız gerek! beyazına hiç sarı karışmamalı.. öncelikle yumurta beyazı ve şekerin yarısını kar beyaz olana ve hatta kabı ters çevirdiğimiz de akmayacak şekilde katılaşana kadar mikserliyoruz.
yumurta akı
yumurta sarısı

ve dolaba koyup diğer işlemlere geçiyoruz. ayrı bir kapta geriye kalan şeker ile yumurta sarısını mikserliyoruz ve rengi açık krema haline gelene kadar işleme devam ediyoruz. daha sonra yumurta sarılarını ve beyazlarını aynı kap da buluşturuyoruz!
bir kaşık yumurta beyazını sarısına yediriyoruz.. daha sonra kalan yumurta aklarını söndürmeden katlama yöntemi dediğimiz yöntem ile bir birleşmesini sağlıyoruz.
tahta spatulayı alttan üste doğru hareket ettirerek yapıyoruz bu işlemi. Resimler de daha iyi anlaşıyor…. ikisi karıştıktan sonra en son olarak yavaş yavaş unu ekliyoruz
ve az karıştırıp kalıbımıza göküyoruz. ben pasta için çember kalıp kullanıyorum.
165 derece de önceden ısıtılmış fırında kürdan testi ile pişip pişmediğine bakıyoruz. yalnız ilk yarım saat kesinlikle fırını açmıyoruz! kekimiz gerçekten oldukça kabarık ve süngerimsi oluyor.


geldik krema ya!

krema için önce labne peynirini mikserliyoruz ardından pudra şekerini ekliyoruz. 10 dakika mikserlememiz gerekiyor pudra şekerini iyice labne ye yedirmek lazım yoksa ağzınıza kumlu kumlu pudra şekeri gelebilir!




kekimiz piştikten ve fırından çıkarıp soğuttuktan sonra ikiye ya da arzuya bağlı 3 eşit parçaya ayırıyoruz. arasına kremamızı sürüyoruz ve 
istediğimiz mevsim meyvelerini döşüyoruz.. ben muz kullandım. artık geri kalan süsleme sizin hayal gücünüze bağlı..
PORTAKALLI  BİSKÜVİ



Gerçekten yapacağınıza hiç ama hiç pişman olmayacağınız banko bir tarif. Ömer’in bitmek bilmeyen kurabiye, BİSKÜVİ sevdası ve süt alerjisi yüzünden her hafta kurabiye piştiği için evde bir sürü tarif uydurma şansım da oluyor. Hem az kalorili olsun hem tereyağı olmasın hem portakal koksun hem kıtır kıtır bisküvi gibi olsun derken bu tarif de ortaya çıkıverdi. Benim kurabiye tariflerim hemen hemen aynıdır. Çünkü çok çok deneyip en güzelinin yazıyorum. bu ayrı bir güzel oldu söyleyeyim.


Başrol:
Tabii ki portakal

Oyuncular:
1 adet yumurta
1 küçük bardak esmer şeker
Yarım küçük bardak sıvı yağ (ben zeytinyağı kullandım fındık yağıda kullanabilirsiniz). (ayrıca şeker bardağınızın yarısı kadar olmalı sıvı yağ .. aynı bardak ile ölçü yapmaya dikkat edin)
1 dolu yemek kaşığı nişasta
1 portakal rendesi
1 çay kaşığı kabartma tozu
1 paket vanilya
7 yemek kaşığı tam buğday unu( unu kendimiz ayarlayacağız ölçülerimize göre)


Senaryo:
Öncelikle portakal rendelenir ve 1 tatlı kaşığı esmer şeker ile yoğrulup kenarda bekletilir. 
KÜÇÜK BARDAK ÖLÇÜM. ÇAY BARDAĞINDAN BÜYÜK SU BARDAĞINDAN KÜÇÜK:)

Portakal rendelenirken acımsı olmasın diye beyaz yerlerine denk gelmeyecek şekilde sadece turuncu kısmı rende olacak şekilde yapılmalı ve acılığını alması için şeker ile yoğrulmalı.

Un ve kabartma tozu hariç tüm malzemeler kaşık ile karıştırılır. en son 3  dolu yemek kaşığı un ve kabartma tozu eklenir. 
Daha sonra tekrar 3 kaşık un eklenir ve karıştırılır. Bundan sonra artık hamurunuzun yumuşaklığına göre un eklemeniz gerekir. ele çok yapışmayacak ama çok da sert olmayacak bir hamur elde edene kadar un konulur ve hamur yarım saat streç sarılarak buzdolabında bekletilir. Hamur dinlendikten sonra masaya un serilir ve üzerine hamurumuz ince bir şekilde açılır.

İstenilen kalıp ile kesilir. fırın tepsisine yağlı kağıt serilir ve kurabiyeler üzerine dizilir. Önceden 200 derecede ısıtılmış fırın da 15 dakikayı geçmeyecek şekilde pişirilir. Tam buğday unu pembeleşmediği için ilk 10 dakikadan sonra ara ara fırına bakmak gerekir yanmaması ve kararmaması için. İLK BAŞTA ÇIKARINCA SİZE YUMUŞAK GELEBİLİR. Fakat soğuduktan sonra hemen sertleşip bisküvi kıvamına geldiği için lütfen fazla pişirmeyin. yumuşak oldu biraz daha pişsin diye düşünmeyin çünkü sertleşiyor.  

*ESMER ŞEKER KULLANMAMIZ DA Kİ AMAÇ KURABİYEYİ YA DA BİSKÜVİYİ DAHA YUMUŞAK NEMLİ BİR KIVAM DA TUTMAK ,


LÜTFEN PİŞİRME SÜRESİNİ  15 DAKİKAYI GEÇEMEYECEK ŞEKİLDE AYARLAYIN BU ÇOK ÇOK ÖNEMLİ. YUMUŞAK OLSA DAHİ FIRINDAN ÇIKIP SOĞUYUNCA SERTLEŞECEK GÜVENİN BANA!
ÇOCUKLA PARİS Mİ???



Paris! bu yazıyı yazarken Riff Cohen a Paris şarkısını dinliyorumJ ne kadar güzel bir şarkıymış!! ilk Paris turumuz da Ömercik henüz doğmamıştı yeni evliydik. tüm Paris sokaklarını bisiklet ile 4 gün boyunca gezmiştik eşimle.. ne büyük keyifti.. bazen parklarda yemek yedik dinlendik uyuduk güneşlendik bazen de en güzel yerlerde kahve keyfi yemek keyfi.. bazen en lüks sokaklar da … yazarken anılar canlandı gözümde.. ilk Paris turumuzda Belçika dan otobüs ile geçmiştik ve şehrin içine metro ile ulaşmıştık. Metro dan ilk çıktığımız anda Opera binasını gördüm Opera durağında inmiştik. Paris in o tarihi dokusunu tarihi binalarını ve kalabalığını görünce ağzım açık da kalmıştı diyebilirim. Hava da çok güzeldi hemen kendimizi üstü açık turistik otobüslerde gezerken bulmuştuk! Otelimiz de konum itibari ile bisikletle tüm yerleri gezmeye ve metro ile ulaşıma çok yakındı..  ayrıca sacre coeur a o kadar yakındı ki yürüyerek gidebiliyorduk..

*Çocuksuz gidecekseniz hiç metro vs. kullanmayın kiralayın bir bisiklet bir de sırt çantası her yerde bisiklet bırakmak için park noktaları var. İstediğiniz parka bırakıp istediğiniz parktan başka bir bisiklet alabiliyorsunuz kendinize. Ne karışan ne soran ne de park sorunu var! ohh kafanız rahat geziyorsunuz tüm sokakları! Şu bisiklet ağını canım İstanbul için yapacak uygulayacak insanlar olsa her şey daha başka olabilirdi İstanbul için! Belki de İstabul un trafiğine en önemli çözüm bisiklet ağı ve deniz ulaşımıdır!!!

Neyse; Sizlere Paris de şuraya gidin şunu yiyin şurada kalın diye bir yazı yazmayacağımJ onları gerektiği kadar yazan var zaten. Ben size 2 yaşında ki çocukla Paris de ne yapılır başınıza ne gelebilir ayı mı çıkar daş mı düşer diye yazmak istiyorumJ
Şimdiiii çocuklu Paris turunda bir kere bisikleti unutun!!! hatta bebek arabanız varsa Paris i unutun! neden mi? Metro ağında hiçbir şekilde yürüyen merdiven ve ya bebek arabasını yürütebileceğiniz bir yol yok!! Kol kasınıza kuvvet yani anlayacağınız.. Öyle gideceğiniz yerlere taksi ile giderseniz de trafikten bir şey anlamazsınız! Anca yürüyerek gezebildiğiniz yerleri gezersiniz.

Biz Ömer 2 yaşını daha 2 ay geçmişti ki kuzenleri ile beraber yani 2 aile 3 çocuk gittik.  
Kuzenleri 3 ve 7 yaşlarında bizim ki ise sadece 2 yaşında!
Eşimin ablasının bir konferansa katılması gerekiyordu. Fırsat bu fırsat hadi hep beraber çoluk çocuğu da alıp gidelim dedik. Metroya en yakın yerden bir daire kiraladık. Bölge olarak en kötü bölgeyi seçmişiz!!! Sadece havaalanına metroya ve konferans bölgesine yakın ve tüm turistik yerlere en uzak bölge! ismini veriyorum bölgenin adı Villejuif Leo Lagrange..

Kaldığımız daire çok güzeldi. 2 katlı, mutfağı olan ve 2 ailenin rahat edebileceği bir daireydi..Mutfak istedik çünkü en azından sabah kahvaltısını çocuklara en iyi şekilde yedirelim di derdimizJ hemen yanında bir alışveriş merkezi ve marketler vs. ve en önemlisi metro çok yakındı! Fakat bölge olarak biraz tedirgin ediciydi çünkü oldukça fazla göçmen diye tabir edebileceğimiz bir kesim yaşıyordu!
Biz neyse ki daha önce Paris i karış karış gezdik ama ilk defa Paris e gelmiş olan diğer aile tam bir hayal kırıklığına uğradı. Hatta ‘’ya Paris burası mı ne kadar kötü asla gelmem bir daha’’ bile dediler.. biz de ısrarla hayır Paris böyle bir yer değil durun bir gezelim burası bizim Paris değil dedikJ
gelelim ilk durak Disneyland;
Otelden çıktık birkaç metro değişikliği ile 1 saat 45 dakika da Disneyland a geldik..  Allah tan çocuklar yol boyunca öğle uykusu niyetine uyudularJ yoksa nasıl oyalardık ne yapardık hiç bilemiyorum! Öncelikle amacınız sadece çocukları disneyland a götürmek ise sadece Disneyland ın içinde ki otellerde kalmanızı şiddetle tavsiye ederim.  1 günlüğüne çocukla diğer turistik yerler yüzeysel bir şekilde öyle ya da böyle gezilebilir. Ve yine şiddetle tavsiye derim ki çocuk en azından 5 yaşında yaşadıklarını hatırlayacak ve keyif alacak bir yaşta olmalı! ve Disneylandın o meşhur oyuncaklarına binebilmek için saatlerce kuyrukta sıra bekleyecek, ayrıca her oyuncağa da binebilecek bir yaşta olması da önemli tabii!
Bizim Ömer anlar mı kuyruktan! Ortalığı ayağa kaldırdı kıyameti kopardı binicem binicem diye diyeJ zaten 2 yaşında küçük bir çocuk nasıl zapt edeceğimizi nasıl anlatacağımızı şaşırdık. Hatırladığım uçan filler vardı onlara bindiğimiz de çok eğlendi ve indiğimizde çok ağladı Bidahaaa bidahaaa derken tekrar sıraya girmeyi hiç düşünmedik bile! nasıl olsa ağlayacak bıraktık akışınaJ
En çok Disneyland da Alışveriş Kısmı bizi cezbetti.. ne alırsan artık oyuncak süs eşyası kıyafet hepsi mickey li allı pullu renkli hele ki mutfak eşyaları kek kalıpları mag lar hepsinden birer ikişer topladık valla. bu kısımda çocuklardan daha çok eğlendiğim doğrudurJ yemek işini ise klasik mc donalds istedi çocuklar biz de paket yaptırıp Disneyland içinde ki parkların birin de oturup yedik. Her yer o kadar kalabalık ki yemek kuyruğunda da 1 saat doldurmuşuzdur. Akşam 21.00  a kadar Disneyland da kaldık. hatırladığım kadarı ile en son kalkan Metroya binmiştik. Eve geldiğimizde saat  gece yarısı 12 olmuştu. tabii ki çocuklar dönüşte de hem yorgunluktan hem gece geç saat olmasından dolayı uyuya kaldılar! iyi de oldu 2 saatlik metro yolculuğunda o yorgunlukta bir de onlarla uğraşamazdık herhalde!
*Metro ağında ne bir yürüyen merdiven ne de BEBEK arabalarını yürütebileceğimiz bir yol olmadığı için uzun uzun merdivenlerde sürekli bebek arabası taşımak zorunda kaldık!*

Bu arada 4 günlük çocuklu Paris maceramız da daha 2. gün Ömer hastalandı ve ateşi çıktı. hava değişikliği yorgunluk uykusuzluk vs. artık ne dersek. 1 gün boyunca odadan çıkmadık. ta ki ateşini kontrol altına alana kadar.  Yanımızda gerekli ilaçlar vardı! Aman siz siz olun muhakkak yanınız da rutin kullandığınız ve acil durumlar için ilaç bulundurun! Çocuğunuzun hangi ilaca nasıl tepki verdiğini yine en iyi doktoru ve siz bilirsininiz. Neyse ki ateşi çok uzun sürmedi. o gün dinlenince hemen toparlandı  ve kaldığımız yerden gezmeye devam ettik!
Gezinin geri kalan kısmını size resimlerle çok detaya girmeden anlatmak isterim.




yemeden dönme!!!:)



Ömer ile babası teleferik ile Sacre Coeur a çıktı ben de biraz yalnız takıldım! tüm ara sokakları ve yakında ki küçük pazarları gezdim.. gerçekten de çok keyif aldım. paris de tek başına gezmek bile büyük keyif..





 yurtdışı gezilerinin en güzel tarafı çocuklara farklı din dil ırk renkden her türlü insanın olduğunu anlatıp ufuklarını genişletmek! lütfen sorulan tüm sorulara gerçek ve kalıcı cevaplar verin! çocukları tereddütte bırakıp sorularını geçiştirmeyin! anlatın!
burada disneyland kuyruğundayız:)


ağlak ömer Eiffel Kulesini görmek için yollarda! kuleye büyüklüğüne bayıldı. hala hatırlıyor gördükçe paris kulesi diyor:) biz ilk gisişimizde gezmiş ve en tepeye çıkmıştık. elbette ki çocukla o kuyruğa girip parisi en tepeden izlemenizi tavsiye edemem:) az sabredin büyünce gezersiniz:)



 steak restaurant çocukların en sevdiği, bir de italyan restaurantlarına bayıldılar! malum pizza makarna köfte tüm hayatları:)



 disneyland da muhteşem bir geçiş töreni. Ömer hayranlıkla izledi. arada bir inip ellemek istedi ama genel olarak sakindi:) tüm disney çizgi film karakterlerinin biz de hayranlıkla izledik:)



disneyland içinde 1 saat beklediğimiz mc donalds mönülerimizi paket yaptırıp dışarıda yedik. çok daha eğlenceli! yüzlerinde ki mutluluğu görebiliyormusunuz? çocuk her yerde çocuk:) her yaşta!:)



 şehir içi otobüs turu ve metro turlarımızı bu şekilde yaptık. babanın kollarına kuvvet:)


 aldığı oyuncaklarla oynayabilmek için bebek arabasına bindi! :) aklınızda olsun disneylan içinde bebek arabası kiralayabiliyorsunuz!



paris sokaklarında gezdil!


 hala oynuyoruz oyuncaklarımızla!




                                   veee çocukluğun yaşı yoktur ben de çok eğlendim tabii ki:)


KISACA ÖZET GEÇECEK OLURSAK;
Disneyland için en uygunu 5 yaş ve sonrası çünkü öncesinde çok net hatırlamıyorlar ve çok keyif alamıyorlar..
Paris i turistik gezecekseniz de 7 yaş ve üzerini tavsiye edebilirim ancak. Böylece metro ağını istediğiniz şekilde kullanabilir, gerektiğinde uzun yürüyüşler de yapabilirsiniz.
Lütfen çocuktan daha mızmız anne babalarsanız boşuna Paris e gidip ne kendinizi ne çocuğunuzu hırpalamayın! Tatil demek çocuğa aynı rutini yaşatabilmek demek değildir! Bırakın çocuk 1 öğün atlasın, bırakın uykusuz kalsın, bırakın koşsun terlesin, bırakın istediğini yesin lütfen kendinize de çocuklara da tatilinizi zehir etmeyin!
Öyle rahat aileler vardı ki bisiklete bindirilmiş en fazla 1 yaşında yanakları soğuktan kızarmış çocuklar… ama mutlu anne babalar! ellerine tutuşturulmuş bisküvi ya da sandoviçleri yerken gezen gülen eğlenen mutlu çocuklar… sanırım Avrupalılar bu konuda bizden daha rahat ve takıntısız!! en azından tatilde !!!!
ŞEYDA COŞKUN
2014 ŞUBAT YAZI DİZİSİ
4 MART SALI



ÇİŞİM GELDİ ANNEEEEEEEEE
BEZİ BIRAKMA ZAMANI NE OLMALI? ÖYLE BİR KURAL MI VAR?

2-3 yas annelerin hemen hemen tek dertleri çocuklarına bezlerini bıraktırıp tuvalet alışkanlığı kazandırmak! Aslında bıraksak şu bezleri, çocuklar seviyor bezlerini, istemiyorlar işte çişine kakasına dokunulmasını onlar da bağımsızlıklarını ilan ediyorlar böyle. Ama yok biz anneler rahat durur muyuz illa bırakacak.  Yahu düşündün mü bu çocuk hazır mı diye?   Sordun mu kendine bu soruyu? O yaşta ki çocuğun en değerli hazinesi kakasını sen zorla alamazsın, vermezler çünküJ
ee ne yapalım 5 yaşına kadar bezlensin mi diye soranları tahmin edebiliyorumJ
Bu konu hakkında büyüklerimiz yaşıtlarımız bana çok müdahalede bulundular taciz ettiler ama söz geçiremediler. Ben mutlu çocuk yetiştirmek istiyorum psikopat ya da asker tipli değil. 
Öncelikle çocuğun hazır olup olmadığına ve onunla iletişim kurarak nasıl bunun altından kalkacağımıza konsantre olsak belki daha doğru olur. Şimdi gelelim ben ne yaptım!

Ömeri bu yaz etrafımda ki lerin baskı ve gazları ile bezini bırakması için 3 gün uğraştım. altını bağlamadım evde, bahçede her yere işedi. Bir kere çişim geldi dese aynı gün 5 kere altına kaçırdı. Hatta kakasını bile yaptı. Lazımlık aldım yok, kavanoza işettim yok, uyku da bezini bağlamadım yine yok. Baktım çocuk hazır değil neden bu kadar dert ediyorum ki dedim kendime. Hem zaten çocuk da tedirgin oldu baktım bu iş psikolojisini bozacak dur dedim bir ay geçsin bir daha denerim.
Geçti bir ay yine aynı taktik ama hiç 3 gün falan uzatmadım baktım bu sefer 3 kere söylüyorsa 3 kerede altına yapıyor. Yok dedim yine hazır değil kasmaya gerek yok!
Sonra Ömer in ameliyat işi çıktı bademcik ve geniz eti. Doktor bezi bıraktırma olayını ameliyattan sonraya bırakın dedi. Zaten şuan çişini tutamaz bu bile onu çok etkiler. Yani bir bademcik geniz eti bile çocuğa engel olabiliyor. Ne alakası var derseniz benim gibi, akşam kaliteli uyku uyuyamaması gün içinde bir çok sıkıntıya sebep oluyor. Ağzı açık uyuyunca ve çok terleyince hastalıklar başlıyor iş uzayıp gidiyor. Doktorun dediği mantıklı geldi bana da. Zaten hazır değildi biraz daha bekleyelim dedik. Neyse ki Ömer oldu ameliyat ve 1 hafta geçtikten sonra artık anaokulu öğretmeni ile de konuşup bezi bıraktırmaya karar verdik!

Şimdi bu nokta da kimisi önce gündüz bıraktır sonra gece dedi, kimisi olmaz öyle şey her ikisini de aynı anda bıraktır ….
Öncelikle çocuğunuzu siz tanıyorsunuz söyleyenler değil onlar ancak tecrübelerini anlatırlar ama sizin çocuğunuza müdahale edemezler.

Ömer 3 yaşına 1 ay kala gündüz Ömer e ne okulda ne evde bez bağlamadık. O gün altına 1 kere kaçırdı oyuna dalmıştı ben de sormayı unutmuşum. ilk zamanlar çok sık çişin geldi mi diye sorup hatta söylemese bile saatte bir çişe götürmek gerekiyor dedi öğretmeni. ben de o şekilde yaptım. o akşam da bezini bağlamadım. sabah kuru uyandı ve uyanır uyanmaz çiş yapmaya götürdüm. bu şekilde 1 hafta sürdü. gündüz çok nadir çiş yaptığı oluyordu ama gece 1 hafta boyunca altına hiç kaçırmadı. Kaka olayını ise o bir hafta içinde çözemedik. bezimi bağla dediği için bezini bağladım ve kakası geldiğinde hep bezine yaptı. 1 hafta sonra akşamları altına çiş kaçırmaya başladı. çok su içen bir çocuk .. o yuzden biz de gece uyandığımızda mecburen çocugu yarı uykulu bir şekilde çişe götürdük. ilk birkaç gün söylendi ama ona da alıştı.
Yine de zaman zaman akşamları çok sık olmasa da hafta da bir altına kaçırdığı oluyor.
gelelim kaka olayına..
onun içinde lazımlık aldık evde en sevdiği yerde kendisine bir köşe yaptı ve kakasını orda yaptı hiç müdahale etmedik. kaka onun en büyük hazinesi ne de olsa. son 2 haftadır da tuvalete yapıyor artık lazımlıktan da kurtulduk böylece.
çantasına da bir tane plastik agzi kapaklı bir kutu koydum dışarıda çok aniden çişi geldiği durumlarda ona yaptırıyorum.

Tavsiyem şudur ki çocuğunuzu siz tanıyorsunuz. Onun bunun demesini bırakın, ay bu çocuk büyüdü hala bezleniyor mu vs. yahu bırakın bu lafları dinlemeyin. siz tanıyorsunuz çocuğu. siz kendi rahatınıza ve çocuğunuza bakın. önce bir deneyin bakalım çocuk hazır mı? hem kız ve erkek çocuğu bu noktada birbirlerinden çok farklı. kız çocukları daha çabuk adapte oluyor olaya.
Ayrıca babalar da çok destek olmalı.. Bak bilmem kimin oğlu 9 aylık bırakmış bilmem kimin kızı 1 yaşında bırakmış vs. ile anneleri gazlamayın. Yok annem öyle dedi hala mı bezleniyor bu çocuk vs. ….bence olaya babalar hiç müdahale etmesin.

BİR DE BU VESİLE İLE KÜÇÜK BİR ANIMI PAYLAŞMAK İSTİYORUM;
ilk okula başlamadan 1 sene önce yani 5 yaşlarında sokakta oyun oynarken çok kakam gelmişti. son ana kadar bekledim artık dayanamayınca oturduğumuz 5 katlı apartmanın en üst katında olan evimizin merdivenlerini koşa koşa çıkıp defalarca zile bastım. annem de o sırada evi süpürdüğü için beni duymamış! ben de dayanamadım ve altıma kaçırıverdim. süpürgeyi kapatınca ancak zile bastığımı duyan annem kapıyı açınca altıma ettiğimi anladı tabii ki hemen..J ama hiç kızmadı… canım annem benim. bakın seneler geçti hala unutmam eğer o gün bana kızsaydı belki de olayı çok farklı hatırlıyor olacaktım. tabii kalıcı bir iz de bırakması mümkün! o yüzden bu çiş kaka bez durumlarında çocuğunuza lütfen anlayış ile yaklaşın. İlkokul çağında ki çocuklar bile çok korktuklarında, üzüldüklerinde ya da dersleri ile ilgili bir sıkıntı yaşadıklarında gece altlarına kaçırabiliyor.

Yani diyeceğim o ki bu sorunu milli sorun haline getirmeyin. siz de çocuk da nasıl rahat ediyorsanız ve ne zaman rahat ediyorsanız o zamana bırakın..


Sevgiler..








Şeyda Çoşkun Kilo Almamak İçin Yapmanız Gerekenler Palandöken (2 Mart 2014)


ŞEYDA COŞKUN 2014 YAZI DİZİSİ
3 MART PAZARTESİ


ŞEYDA COŞKUN 2014 YAZI DİZİSİ
2 MART PAZAR



 ŞEYDA COŞKUN 2014 YAZI DİZİSİ
1 MART CUMARTESİ


EV PİZZASI


İşte sizlere şimdi nefis bir ev pizzası tarifi veriyorum. Mutlaka deneyin pişman olmayacaksınız!
Atike abla nın mutfağından özenle hazırlanmış bir ev pizzası.. Tüm ev yemekleri gibi bu özel pizzası da çok beğenildi bizim evde. Kendisine bizimle bu özel tarifini paylaştığı için ayrıca teşekkür ediyorum.

Başrol: tabii ki de pizza hamuru

Oyuncular:
hamuru için;
1 paket toz maya
2,5 su bardağı ılık su
yarım bardak sıvı yağ
3 yumurta
1 tutam tuz
yarım bardak şeker
aldığı kadar un (kulak memesi kıvamı)

üst malzemesi için;
sosis, sucuk, rendelenmiş kaşar peyniri, domates sosu, (arzu ederseniz domates sosu yerine ketcap surebilirsiniz, malzemeleri istediğiniz kadar koyabilirsiniz. hatta mısır peynir vs. de çok yakışır. hangi malzemeleri seviyorsanız ona göre ayarlayabilirsiniz)

Senaryo:
maya ılık suyun içinde eritilir ve şeker konur. şeker eridikten sonra tüm malzemeler eklenir ve hamur kıvamına getirilir. agzı kapalı olarak 1 saat sıcak bir yer de özellikle kış aylarında kaloriferin üzerinde mayalanması için bekletilir. 1 saati geçirmemeye özen gösterin. mayalanma işlemi bittikten sonra tepsimizi yağlıyoruz ve bir top (bir avuç) pizza hamurumuzu ince olarak tepsimize yayıyoruz.  tepsiyi tamamen kaplaması gerekiyor. bu arada 3 tepsi pizza çıkıyor!
yaydığımız hamurumuzun üzerine ister ketçap isterseniz evde kışlık için hazırladığımız domates sosumuzu fırça yardımı ile sürüyoruz.  tüm malzemeleri üzerine döşeyip en son rendelenmiş kaşarımızı serpiyoruz.  200 derecede önceden ısıtılmış fırında 20 dakika pişiriyoruz. sıcak sıcak yemenizi tavsiye ederim.!


mayalanmış hali


kalan hamurları açma olarak değerlendirip üzerine yumurta sarısı sürdük.